Mersin Balabolu Tarihi Güzellikleri

Mersin Balabolu

Balabolu
Balabolu

Mersin Balabolu Fiziki Konumu

Mut’un  42 km. batısında  yer alan Yalnızcabağ  Köyü’nün 9 km. kuzeybatısındadır. Değirmen Mevkii yönüne giderken yolun solunda bulunan tepede akropolü, bu tepenin kuzeybatı­sında ve yolun sağında da nekropol ala­nı bulunmaktadır. Üzerinde yer aldığı te­penin adı Balapoğlu-Balabolu olarak geçmektedir. Roma Dönemi’nde iskan gördüğü anlaşılan kent coğrafi ve strate­jik önemi nedeniyle müstakil bir şehir olmuştur. Daha sonra Bizans İmpara­torluğu ‘ nun ve zaman zaman lsa­uria ‘nın·  himayesine girmiştir.  Kentin  ki­lise yapısına ait kalıntısı tepenin zirve­sinde yer almaktadır. Kili senin sadece apsis inin tem el izleri kalmıştır. Etekler­ de yuvarlanmış bir de sütunce bulun­maktadır. Tepenin çevresindeki kayalık­ların yükseklikleri, girinti ve çıkıntıları düzeltilerek küçüklü büyüklü bir çok oda meydana getirilmiştir. Bunların bazıları­nın içleri sıvalıdır. Yine aynı şekilde ye­rindeki ana kayanın oyulması ile oluştu­rulan sütunlar da vardır. Bu mekanların birbirine geçişi ana kayaların şekillend­irilme si ile yapılan merdivenlerle sağlan­mıştır. Yer yer duvar ve temel izleri gö­rülebilm ektedir.

Balabolu
Balabolu

Mersin Balabolu Yapısal Özellikleri

Bunlardan   bir   kısmı düzgün yüzeyli kesme blok taşlardan yapılmışken, bazı yerlerde kabaca işlen­miş, arkası düzeltilmiş, ön yüzü kabaca işlenmiş poligona formda örülmüş du­var parçaları da vardır. Yine sarnıçlar te­pede yer almaktadır. Ancak yolun sağın­da kayaların arasında kumlu-kireçli sıva ile oluşturulmuş bir kanalın varlığı göze çarpmaktadır. Nekropol alanı, akropo­lün hemen eteklerinden başlamaktadır. Mezar şekilleri çok çeşitlilik göstermek­tedir. Lahitler işlemelidir. Motiflerin içe­risinde çelenk, halka içerisinde ise rozet veya yoncaya daha sık rastlanmaktadır. Lahit kapaklarında yaprak, çoğunluklada aslan betimlenmiştir. Aslanın yelele­ri su dalgası şeklindedir. Oldukça iyi iş­lenmiş gerçekçi örnekler varken, bazıla­rında pençeler abartılmış, tırnaklar be­lirgin gösterilmiştir. Genelde ön pençelerin altında sığır cin­sinden bir hayvan bulunmaktadır . Bu hayvanında ön cephesi işlenmişken ar­kada kalan yan yüzü işlenmemiştir. Bu kapakların dar olan yüzünde, aslanın arka tarafına düşen konumda kanatlarını iki yana açmış kartal motifi bulunmakta­dır.

Mersin Sinekkale

Sinekkale

Sinekkale
Sinekkale

Mersin Sinekkale Konumu Hakkında

 

Işıkkale’nin 2,5-3 km. kuzeyindedir. Buranın en dikkat çekici yapısı kesme blok taş­larla inşa edilmiş iki katlı bir villa rustica­dır. Ana giriş çift katlı bir yapı tarzından oluşmaktadır. Dikdörtgen giriş kapısının üstü to­noz şeklinde yapılmıştır. Girişin ikinci katın­da yer alan platformu kemerlidir. Buradaki iki kapı sağlamdır. Yapının alt katında beş tane bitişik oda vardır. Bu odalar enine ke­merlerle ayrılmışlardır. Ana girişin açıldığı büyük odada iki adet kemer vardır. Kare şeklinde pencereleri ve dikdörtgen formda gömme dolapları mevcuttur. Odanın içeri­sinde yer alan kapılarla diğerodalara bağ­lantı sağlanırken,tabanda da sarnıçların yer aldığı gözlenmektedir. Diğer oda gibi batıda yer alan bu ikinci odanın üç adet girişi bu­lunmaktadır. Bu girişler diğer odalarla bağlantılıdır. Odada bir kemer ve bir pencere bulunmaktadır ve üst katta yer alan odaya ait duvar kalıntıları kısmen korunmuştur. Yapının doğusunda yer alan bir başka oda, bu yönde yer alan bir şapel ve diğer bir oda ile bağlantılıdır.

Sinekkale
Sinekkale

Sinekkale Yapısal Özellikleri

Odanın kemerleri yıkılmıştır. Bulunan iki adet penceresi farklı planlar gösetrmektedir.  Bu  odanın  ikinci  katında yer alan mekana ait kalıntılar kısmen ayak­tadır. Odanın kuzeybatı köşesinde bir de ka­nal bulunmaktadır . Doğuda yer alan bir di­ğer odanın, evin dışına açılan bir kapısı vardır. Bu odanın kemerleri sağlam kalmıştır. Diğer odalara oranla daha küçük olan iki kapılı bir oda da güneybatıda yer almakta­dır. Bu odanın üst katına ait kalıntılarda kıs­men ayakta kalmıştır. Bu evin diğer evler­ den farklı olarak ikisi evin içinde birisi dışın­ da olmak üzere üç adet şapeli vardır. Evin giriş katındaki şapelin apsisi, duvarlarının bir bölümü ve kapısı sağlamdır. İkinci katta­ki ilk şapel ile aynı hizadaki şapelin yalnızca apsisinin alt bölümü ayaktadır. Birinci kat şapeli, kuzeyde ve doğudaki odalar ile bağlantılıdır. Evin dışında yer alan üçüncü şape­lin duvarları yıkılmıştır, apsisin içine düş­müş olan şapelin kapısının üzerinde daire içinde haç motifi bulunmaktadır. Evin güney cephesinde üç adet tonozlu bölme mevcutken, kuzey ve doğu cephesi düzdür. Sadece odalara ait pencere ve kapı yerleri mevcuttur. Yine kuzey cephede balkonu taşıyan kirişler görülebilmektedir.

Mersin Kız Kalesi Yapısı Hakkında

Mersin Kız Kalesi

Kız Kalesi
Kız Kalesi

Kız Kalesinin Sistemsel Yapısı

Hellenistik Dönem’de suyun temiz kalma­sını sağlamak için yapılan su kanallarının üzerini örtmüşler ve mümkün olduğu ka­darda yerin altından geçirmişlerdir. Bu sa­yede su temiz kalmıştır ancak meydana gelen bir arızanın giderilememesi bu siste­min dezavantajı olmuştur. Romalılar ise açık su yolunu tercih etmişler ancak bu sistemde de kirlilik sorunu ortaya çıkmış­tır. Su yolunun veya kanallarının düzenli olarak temizliği ve bakımının yapılmama­sından oluşan kireç tabakası, zamanla bi­riken kumlar veya diğer atıklar suyun akış hızını ve miktarını azaltarak zarar vermesi nedeniyle, Roma Dönemi’nde bakım ekip­leri ve bunlarıda denetleyen başka kontrol ekipleri oluşturulmuştur. Roma Döne­mi’nde en çok kullanılan yöntemlerden bi­risi de yer altı tünelleridir. Bir insanın ra­hatça geçebileceği yükseklikte olan tünel­lerin içinden yüzeye dikey bacalar açılmış­tır. Tünel tamamlandığında açılmış olan hava bacaları, tünelin herhangi bir bölü­münü denetlemeye ya da bakım için ko­layca ulaşma imkanı sağlamaktadır. Su­yun yer altından taşınmasının bir nedeni de su yolunun düşman saldırılarından ko­runması olmalıdır.

Kız Kalesi
Kız Kalesi

Kız Kalesinin Su Ulaşımı Hakkında

Çeşitli şekillerde kente kadar ulaştırılan ve havuzlara, çeşmelere aktarılan suyun şehre dağıtımı pişmiş top­rak veya kurşun künk sistemleriyle yapıl­mıştır. Bu sistem diğer sistemlerle birlikte Olba ve Diokaesareia’da da kullanılmıştır ve İ.S. 2. yüzyılın sonlarına tarihlenmekte­dir. 4. yüzyıldan sonra Seleuke­ia’nın lsauria Eyaleti’nin merkezi olması, bu kente yakın olan Korykos’uda etkile­miş ve limanı sayesinde önem kazanması­nı sağlamıştır. Elaiussa Sebaste ise bu ta­rihten sonra limanının kumullar yüzünden kapanmasıyla önemini kaybetmiştir. Bu nedenle 5. ve 6. yüzyıllarda bu su kemer­leri Korykos’a su taşımak için tamir edil­miştir. Elaiussa Sebaste’ye su ileten siste­min muhtemelen Roma Dönemi’nde İ.S. 4. ve 2. yüzyıllarda inşa edildiği, çok kere­ler onarım gördüğü ve daha sonraları da Korykos’a su iletecek şekilde uzatıldığı tes­pit edilmiştir. Bu uzatma işleminin ise 5. ve 6. yüzyıllarda yapıldığı ikinci su kemeri­nin üstündeki yazıttan anlaşılmaktadır. Bu­rada Bizans komutanı llios’un adı geçmek­tedir ve onun döneminde tamir edildiği an­latılmaktadır. Günümüzde de Lamas Neh­ ri’nden alınan sular, demir borularla za­man zaman aynı hattın paralelinde tarım­sal üretim yapan çiftçiler tarafından kulla­nılmaktadır.

Gülek kalesi Hakkında

 

Gülek Kalesi

Gülek Kalesi
Gülek Kalesi

Tarsus Gülek Kalesinin Tarihi

Tarsus’un yaklaşık 60-65 km. kuzeyinde yer alan Gülek Beldesi’ndedir. Bu kale Kilikia Kapıları’nın da 2 km. güneybatısındadır. Temelleri Orta Çağ’a kadar giden kale stratejik açıdan önemli bir noktada yer almaktadır. Bunu sağla­yan neden ise buranın giriş ücreti alınan bir yer olması ve Tarsus’a giden yol üze­rinde bulunmasından kaynaklanmakta­dır. Mimari plan, taş işçiliği ve yüzey bu­luntularına göre kalenin farklı dönemler­de iskan gördüğü anlaşılmaktadır. Bir sü­re aristokratların himayesinde idare edilen kalenin, 1198-1199 taç giyme liste­sinde Gülek’in Lordu olarak Smbat’ın adı geçmektedir. 1838-1939 ‘da İbrahim Paşa Osmanlı yönetimine karşı çıkardığı isyanda bu yerleşimi kısa bir süre işgal etmiştir. Kalenin kuzey ve batı duvarla­rındaki işçilik 1830’Iu yılların sonlarında Pozantı yakınlarındaki İbrahim Paşa tara­fından yaptırılan tabyalara benzemekte­dir.

Kaleye giriş güneydeki kapıdan sağlan­maktadır. Kuzey ve kuzeydoğusu çok dik sarp kayalıklar üzerinde olduğu için, gü­neyi gibi tahkim edilmem iştir. Güney ve batısındaki sur duvarları rahatlıkla izlene­bilmektedir. Yuvarlak veya kare planlı bü­yüklü küçüklü kulelerle bu surlar güçlen­dirilmiştir. En doğu ucunda bir de sarnıç yer almaktadır. Duvarlarında bosajlı kes­me blok taşlar kullanılan kalenin üzerin­de iki yeni yapı bulunmaktadır. Müştemi­latı içerisinde ise giriş kapısının sağ tarafında yer alan yapı hariç ayakta kalan mekan pek yoktur. Yüzeyde sarı ve yeşil renklerde sırlı veya sırsız seramik parça­ları çok sayıda göze çarpmaktadır.

İskender Yazıtı
Gülek Kalesi

Gülek Kalesi ve İskender Yazıtı

Sarışıh Kervansarayı’nı geçip otobana gir­dikten sonra gişelerden çıkılıp Tekir ( açatekir) yoluna girilir. Sonra sağ taraf­taki otobana paralel giden eski yola dö­nülür. Yazıt yaklaşık 5 km. uzunluğunda­ki yolun sonunda, ana kaya kütlesinin batı eteğindedir. Söz konusu kaya kütle­sinin tepesinde de etrafı düzeltilmiş bir çıkıntı yer almaktadır. Latince olan bu ya­zıtta ” İmparator Caesar Marcus Aurelius Antoninus sadık, mutlu, yenilmez Augus­tus (Caracalla) bu yolu dağları delerek yaptırdı” yazmaktadır. Altta yer alan iki satır Yunanca yazıtta ise Kapadokya Bölgesi ile Kilikya Bölgesi’nin sınırını belirten ” Kilikia’nın Sınırı” yazısı bulunmaktadır .

Halk arasında “İskender Yazıtı” olarak bilinen bu yazıt aslında İmparator Cara­calla’ya aittir. Pozantı’dan Gülek Boğa­zı’na ulaşan yolun İ.S. 3. yüzyıl başların­daki Parth seferleri nedeniyle artan doğu seferleri sırasında Tuna boylarındaki lej­yonları Fırat boylarına sevk edebilmek amacıyla genişletilmiş olduğu anlaşıl­maktadır. Bu durumu destekleyen diğer yazıtlar­dan birisi Gülek Boğazı’nın hemen kuze­yindeki bölgede bulunan iki mil taşından birinin üzerinde yer almaktadır.

PULAU TUBA- PULAU PAYAR

PULAU TUBA

tuba adası
tuba adası

Tuba Adası, Tuba Ağacının adını almıştır (aynı zamanda cennetteki ağaç olarak da bilinir). Tuba yaprakları zararlıları kontrol etmek için organik pestisit olarak kullanılmış veya sersemletilmiş veya öldürülmüş balıklarda toksik madde olarak kullanılmıştır. Ancak şimdi adada yalnızca bir Tuba Ağacı kalmıştır.

Pulau Tuba’ya Ulaşım

Pulau Tuba, Kuah İskelesinin 5 km güneybatısında bulunan güzel ve uzak bir adadır. Geleneksel bir balıkçı köyüdür. Ender görülen bitkilerin yanı sıra çok sayıda aile yaşamaktadır. Ayrıca, bölgede ana Langkawi Adası’ndan başka bir yerde bulunan tek adacık ve Kuah İskelesi’nden 20 dakikalık bir tekne yolculuğu ile ulaşılabilir.

Ada doğa severler için harika bir yer çünkü kuş gözlemciliği, mağara keşfi ve orman yürüyüşü buradaki en popüler etkinliklerden bazılarıdır. Geziniz boyunca, özellikle de hornuslar gibi çeşitli vahşi yaşamı görebilirsiniz. Pulau Tuba’da daha dinlendirici bir gün geçirmeyi tercih ediyorsanız, balıkçı köylerini, çeltik tarlalarını ve el değmemiş plajı keşfetmek harika seçeneklerdir.

PULAU PAYAR

payar adası
payar adası

Pulau Payar Marine Park, Malezya’nın en eski Marine Park tapınağı olarak bilinir. Kuah, Langkawi Adası, Kedah, Malezya’da bulunur. PulauPayar Deniz Parkı, en büyük ada olan PulauPayar, Pulau Kaca, Pulau Lembu ve Pulau Segantang isimleri ile çeşitli adalardan oluşan bir gruptan oluşmaktadır.

PULAU PAYAR’DA YAPILACAKLAR

Langkawi’de, birkaç güzel plajdan biriyle yüzebileceğiniz, muhteşem mercanlar ve deniz yaşamı arasında şnorkel ve hatta tüplü dalış yapabileceğiniz bir manzarayı arıyorsanız, o zaman gidilecek yer Pulau Payar Marine Park. Ana adanın sadece 30km güneyinde bulunan ziyaretçiler, Payar Adası’na katamaran veya sürat teknesi ile ulaşabilirler. Payar Adası’na ulaşmak sadece 45 dakika sürer.

PulauPayar Marine Park, Hint Okyanusu’nu andıran egzotik mercan resifleri ve deniz yaşamına sahip olan yarımadanın batı kıyısındaki tek yer.

Bali

Endonezya’nın En Ünlüsü Bali

Endonezya’ya bağlı bir ada olan Bali, Batıda Cava, doğuda ise Lombok adası­nın arasında kalıyor; başkenti Denpasar. 1960’te patlayan ve halen aktif bir ya­nardağ olan Agung Dağı 3,142 m ile adanın en yüksek noktasını oluşturuyor. Batur Dağı da (1,717 m) halen aktif bir yanardağ olup 30.000 yıl önce patlama­sı dünya tarihinin en büyük volkanik olaylarından biri olarak kabul ediliyor.

Adanın en uzun nehiri yaklaşık 75 km uzunluktaki Ayung Nehri.

BALİ PİRİNÇ TARLALARI

BALİ PİRİNÇ TARLALARI
BALİ PİRİNÇ TARLALARI

Pirinç tanını denilince akla ilk gelen ülke Endonezya. Bali’nin verimli topraklarının büyük bir kısmı pirinç tarlalarına ayrılmış. Yanardağ eteklerini süslercesine ekilmiş pirinç tarlaları görenleri cezbetmekte. Dilerseniz pirinç tar­laları arasında tur atıp bisiklete binebilirsiniz.

Dağ eteklerinde trekking yapıp eşsiz fotoğ­raflarla günü sonlandırmanız da mümkün.

BALİ DE İKİ FARKLI TAKVİM KULLANIYORLAR

 1960’lı yıllardan beri sörf ile ününe ün katan Bali , tam anlamıyla dünyanın sörf merkezi.

Turkuaz renkli berrak sularda sor! yapmak amacıyla gelen, milyonlarca turiste ev sahipliği yapan Balililer içın sörf en önemli turizm kaynaklarından biri.

Saka ve Wuku adında birbirinden farklı iki takvim kullanan Balililer için festivaller Wuku takvimine göre ayarlanmıştır. Bali’nin tüm ül­ke genelinde kutlanan en önemli festivali Galungan Festivali’dir. 10 gün boyunca çeşitli ibadet ve törenlerle kutlanan Galungan, Kun­ningan kutlamalan ile son bulur. Saka takvi­mine göre en önemli festival, yeni yılın son günü Nyepi Festivali’dir. Nyepi günü, ada genelinde sessizlik sağlanıp tilin hareketlilik sonlandırılır ve ada çiçeklerle bezendirilir. O gün adadaysanız otelden çıkmanızın engel­leneceğini ve otelde hizmet veren personelin sayıca azaltılacağını aklınızda bulundurun.

BALİ – MAYMUNLAR ORMANI

BALİ - MAYMUNLAR ORMANI

Eğitilmemiş, doğal ortamlanndan koparılmayan maymunlan görüp onlarla eğlenceli dakikalar geçimek istiyorsanız Ubud Kasabası’ndaki Maymunlar Or­manı’nı görmeden dönmemelisiniz. Eli­nizdeki muzu almak için dört bir tarafi­nızı saran maymunlar başta sizi ürkütse de bu unutulmaz anların tadını çıkar­maya bakın. Başka bir maymunlar ormanına Sangeh Maymunlar Ormanı Bö­lgesi’nde rastlıyoruz. 6 hektarlık bir ala­na kurulan doğa parkı 40 m.’ye yakın uzunluktaki Hindistan cevizi ağaçları ile kaplı. Ortasında bir de Pura Bukit Sari adlı tapınağı bulunduran park, eğitilme­miş, vahşi ve Ubud’takilerden daha bü­yük maymunları barındırıyor içinde.

SUALTi MERAKLILARI İÇİN BALİ

Dünyanın en gözde dalış merkezlerinden bi­ri olan Bali, her yıl yüzlerce dalgıç grubunu ağırlıyor. Özellikle Bali’nin doğusundaki Tulamben Bölgesi, batık gemileri ve şehirleriyle Baliler’in iftihan. Onlarca dalış kulübünü bünyesinde bulunduran Bali, her seviyedeki su altı meraklılarına eğitim ve aksesuar takviyesinde bulunmakta. Konaklama yeriniz neresi olursa olsun çoğu otel, belli dalış ku­lüpleriyle anlaşarak ulaşım sorununu ortadan kaldırmış.

Turizmin Doğası

Turizm Modernizasyonu

modern turizm
modern turizm

Yıllar geçtikçe, turizm dünyadaki en hızlı büyüyen ekonomik sektörlerden biri olmaktadır. Modern turizm gelişmeyle yakından bağlantılıdır ve gittikçe artan sayıda yeni noktaları kapsamaktadır. Bu dinamikler, turizmi sosyo-ekonomik ilerleme için kilit bir faktör haline getirmiştir.

Turizm, “insanların mekansal ve de geçici olarak, kendi ortamlarından eğlence ve iş amaçlı olarak çıkarılması” dır. Dünya Turizm Örgütü  tarafından yapılan turist tanımı “iş veya tatil amaçlı ziyaret edilen bir ülkede 24 saatten fazla kalan ziyaretçi” anlamını taşımaktadır.

Bu nedenle Turizm terimi, sebebi ne olursa olsun seyahat eden insanlarla ilgili tüm ilişkiler ve olaylar için bir şemsiyedir. Sınırları yoktur ve bir endüstri olarak görülebilir.

Kıyı Turizmi

kıyı turizmi
kıyı turizmi

Kıyı Turizmi kara ve deniz ortamları sınırındaki eşsiz bir kaynak kombinasyonuna dayanmaktadır: Güneş, su, plajlar, olağanüstü manzaralar, zengin biyolojik çeşitlilik (kuşlar, balinalar, mercanlar vb.), Deniz ürünleri ve iyi bir ulaşım altyapısı. Bu kaynaklara dayanarak, bakımlı  ve temiz plajlar, dalış, tekne gezileri, kuş gözlem turları, restoranlar veya tıbbi tesisler gibi birçok sahil bölgesinde çeşitli karlı hizmetler geliştirilmiştir.

20. yüzyılın ortalarında Avrupa’da kıyı turizmi kitle turizmine dönüştü ve hemen hemen herkes için uygun hale geldi. Bugün, Avrupalı ​​tatilcilerin% 65’i sahili tercih ediyor. Avrupa’daki kıyı turizm sektörü, turistlerin mümkün olan en düşük fiyata daha kaliteli olmasını beklerken, giderek daha rekabetçi bir hale geliyor. Bugünün turistleri, yirmi yıl önce olduğu gibi güneş, deniz ve kumdan daha fazlasını bekliyorlar. Spor, mutfak, kültür ve doğal atraksiyonlar gibi çeşitli boş zaman etkinlikleri ve deneyimleri talep ediyorlar. Aynı zamanda, geleneksel turist destinasyonlarındaki yerel halk, kendi kimliklerini, çevrelerini ve doğal, tarihi ve kültürel mirasını olumsuz etkilerden korumak için giderek daha fazla endişe duyuyor.

ST TROPEZ YATÇILIK

ST TROPEZ YAT CHARTER KILAVUZU

ST TROPEZ YAT
ST TROPEZ YAT

Brigitte Bardot tarafından 1950’lerde ünlü olan St Tropez, lüksün özüdür. Özel plaj kulüpleri, birinci sınıf yemekler ve rezil partiler pek çok lüks yat kiralama aracını çekmektedir, ancak Provençal şehrinin bazı bölgeleri rustik bir çekiciliği koruyor. Hollywood’un cazibesiyle birleşen güzel mimari, St Tropez’e eşsiz bir atmosfer sunuyor. Yaz ayları boyunca süper yatlar yat limanına girerek limanı düzenleyen kafeleri St Tropez yat sahnesine hayranlıkla bakmak için ideal bir yer haline getiriyor. St Tropez lüks yat kiralama teknesiyle Côte d’Azur’un engebeli sahil şeridindeki minyatür koyları ve koyları keşfedin ve hedonistik yönünüzü şımartın.

Ziyaret Edilecek En İyi Zaman: Temmuz ve Ağustos en yoğun aylardır, ancak Eylül ayının son haftasında Les Voiles de St Tropez yılın en büyük yat yarışı yarışında en iyi yatların yarıştığını görür. Yüksek sıcaklıklar ve sıcak denizler, ziyaret etmek için harika bir zamandır.

Önemli Seyir Alanları: Kalabalıktan ve çekiciliğinden kaçmak için bir gün ayırın ve Fransız Rivierası’nın son sığınağı olarak kabul edilen dele de Porquerolles’e yelken açın. Üzüm bağlarını keşfedin ve oradaki tek ziyaretçi olabileceğiniz sessiz plajlardan birinde rahatlayın.

ST TROPEZ

ST TROPEZ
ST TROPEZ

Kaçırmayın: Les Caves du Roy, Fransa’daki en prestijli gece kulübüdür. Elli yılında, çekiciliğinin hiçbirini kaybetmedi ve crème de la crème için parti yeri olmaya devam etti. Bir şişe şampanya alın ve güneş doğana kadar dans etmeye hazırlanın.

Yeme İçme için En İyi Noktalar: Geleneksel Akdeniz mutfağından baharatlarını Afrika’dan ithal eden Fas restoranlarına kadar ruh halinize uygun bir şeyler bulacaksınız. İkonik Hotel Byblos’ta Rivea’da zarif bir şekilde hazırlanmış klasik Fransız mutfağının tadını çıkarın. Egzotik bir tat için St Tropez’deki en seçkin restoranlardan biri olan Ban-Hoï’nin Asya lezzetlerini deneyin.

En İyi Yöresel Yemek: Bölgede bulunabilen domates, otlar ve sarımsaklı tavada kızartılmış veya ızgara balıklardan oluşan basit yemekler, Provençal mutfağı French Riviera’nın özünü gerçekten yansıtıyor. Ancak, St Tropez ziyareti Brigette Bardot adlı Tarte Tropézienne’yi tatmadan tamamlanmış sayılmaz.

Yerel Kültür: Tarihi balıkçı mahallesi La Ponche’ı ziyaret etmek, sarmal Arnavut kaldırımlı şeritleri ve sokakları ile zaman içinde bir adım gibi hissedecek. Bu bölge, Chapelle de la Miséricorde de dahil olmak üzere birçok mimari uygulamaya ev sahipliği yapmaktadır.

En İyi Plaj: Pampelonne plajı, 1950’lerden bu yana görülmesi ve görülmesi gereken bir yer. Köpüklü turkuaz sular ve beş kilometrelik beyaz kumlar, güneşi içinize çekmek veya özel plaj kulüplerinden birinde yemek yemek için ideal bir mekandır.

YAT İLE İTALYA SİCİLYA

SİCİLYA

italya sicilya

İtalya’nın en iyilerini geçmiş ve şimdiki zamanla harmanlayan çarpıcı bir yer olan Sicilya’daki özel bir yelkenli yattaki zamansız Aeolian Adaları’nı keşfedin. Menşeili volkanik Aeolian Adaları boyunca, arzu edilen koşulların, charter durakları arasındaki kısa geçişlerin ve hem modern hem de geleneksel tenha ankrajların hoş bir örneklemesinin tadını çıkarın. Görkemli dağ zirvelerinin nefes kesen manzaralarına hayran kalın, bir dizi siyah-beyaz kumlu sahili keşfedin ve dünyaca ünlü İtalyan mutfağıyla damak tadınızı özendirin.

Portorosa, berrak suları, kuzeybatısından batıya esintileri ile tutarlı ve yoğun mevsimlerde ılık sıcaklıkları olan mükemmel bir seyir koşulları sunar. Hafif rüzgar hızı ortalama 6 knot yıl boyunca devam eder ve bu da pitoresk bir zemine karşı rahatlatıcı bir yelken tatili yakalamayı kolaylaştırır. Her yöne dökülen yemyeşil kayalıklarla kaplı sahnede eğlenirken bir Aeolian adasından diğerine kısa yolların tadını çıkarın.

Rüzgarların tanrısı olan Aeolus’tan sonra adlandırılan volkanik şekilli Aeolian Adaları, duyuları en iyi şekilde etkiliyor. Vulcano adasında el değmemiş yüzme koşullarında kendinizi şımartın, Stromboli’deki Avrupa’nın en büyük ikinci aktif yanardağına gözlerinizi atın ve UNESCO tarafından korunan şnorkel bölgelerini keşfedin. Doğa severler ve yürüyüş meraklıları rehberli parkurlar boyunca doğal yürüyüşlerin tadını çıkaracak ve doğal kaplıcalar eşsiz ve unutulmaz bir seyahat deneyimi sunamayacak.

sicilya keşfi

Sicilya da Keşfedilecekler

Sicilya’nın en iyisini keşfedin ve Sail EATtalia’nın Sail, Wine & Taste of Italy flotilla’sı ile bir ömür boyu hatıralar yaratın. Portorosa’daki üssümüzden yola çıkarak yerel mutfağı keşfetmek için büyüleyici Aeolian Adaları’na yelken açın. Filo tatiliniz sırasında bir gün, tüm mürettebatınız için taze yapılmış bir öğünle tipik bir İtalyan yemeği hazırlamayı öğrenme fırsatınız olacak.

KARS MİMARLIK

Mimarlık

Kars il merkezi eski ve yeni olmak üzere iki bölümden  oluşmakta­dır. Eski Kars kuzeyde, tepeye kurulu kalenin içinde ve eteklerinde yer almaktadır. Kaleiçi Mahallesi bu bölümün çekirdeğidir. Burası dar ve eğri yollar boyunca düzensiz dizilmiş bakımsız evleriyle, sıkışık yapılar topluluğu görünümdedir. Evler ço­ğunlukla yığma taş ve kerpiçtir. 1878 Rus işgali sonrasında bu kesim olduğu gibi bırakılarak, Eski Kars’ın güneydoğusunda, Taht Düzü denilen ovaya yeni bir  garnizon kent oluşturulmuştur. Kent, bura ya yerleştirilen çoğu soylu sınıftan subay ai­lelerinin tüm gereksinimleri karşılayabilecek  şekilde  yapılmıştır .  Geniş,  düzgün taş kaldırımlı caddeleri, büyük parkları,  düzenli  ızgara  planıyla  zengin  ve  çağdaş bir kent görünümündedir. Kuzeyden güneye uzanan dört  ana caddeyi,  doğudan ba­tıya dört cadde dike kesmekte, böylece 16 blok oluşmaktadır. Avrupa tarzı bir mi­mariye sahip olan Kars’ı gezen H.V. Velidedeoğlu : ” Yollar boyunca çoğu iki katlı, bü­yük blok taştan, sağlam, yalın görünüşlü yapılar dizilidir. Ruslar ‘ dan kalma büyük yapıları gördüm…43 yıllık işgal süresi içinde Ruslar bu kente epey bayındırlık getirmişler ve burasının dış görünüşü tipik Rus kentlerine benzetmişler. Fakat Kars ‘ın insa­nın ruhunu değiştirememişler” demektedir.

KARS MİMARİSİNDEN
KARS MİMARİSİNDEN

KARS MİMARİSİNDEN

Yollar boyunca dizili, ben­zer mimaride, bir-iki katlı, bü­yük gri taştan villa tipi evler, kente düzenli bir görünüm ka­zandırmıştır. Bu evlerin çoğu cadde üstündedir, kimileri de duvarla çevrili bahçenin gerisin­dedir. İki katlı evlerde ortada avlu bulunmakta, buradan ba­samaklarla sütunlu açık sofaya çıkılmaktadır. Odalar sofanın çevresine yerleştiril­miştir. Arkada geniş bir bahçe, ahır, kümes ve benzeri bölümler  vardır. Kimi  evler­ de iki – üç basamakla çıkılan demir parmaklıklı kapı ortadadır, kimilerindeyse yanda camekanlı bir bölümden ana yapıya geçilmektedir. Pencereler iklime bağlı olarak küçük ve çift camlıdır. Çatı kar tutmayacak biçimde dik, kiremit veya saç örtülüdür. Evlerin içi de yalındır. Odalar geniş ve yüksek tavanlıdır. Tavan ve taban tahtadır.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın